Bebek-cocuk bakimi, Ben..., Ev düzeni, İki Çocuklu Anne

Lohusa depresyonu nasıl kovdum

ppd

 

Aslında hiç konuşmadığım kimseye anlatmak istemediğim bir konu bu doğum sonrası depresyon. İlk bebeğimden sonra bildiğin kafayı sıyırmıştım. Aşşşırı yorgundum, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen ağrılarım vardı. Evim çok kalabalık oluyordu. Bebeğime ya da kendime değil misafir ağırlamaya odaklanıyordum. Kendimi çok çaresiz, mahvolmuş hissediyodum. Sanki eski hayatım elimden söke söke alınmıştı.

İkinci hamileliğimin başından beri kendimi yine o çukurda bulmaktan korka korka ilerledim. Hep pozitif düşünmeye çalıştım. Yemek konusunda kendimi sıkmadım mesela. Tatlıysa tatlı çerez ise çerez yedim. Hamileliğimi hep pozitif yaşamaya çalıştım ki…. ilk hamileliğime göre daha zor olduğu bir gerçek.

Doğum gerçekleştikten sonra da kafamın bi köşesinde hep “ben ne yapacam” düşüncesi vardı. İstanbul’da olsam eve yardımcım gelir, çocuğum kapının önünden kreş servisine biner, bunalınca iki sokak ötemizde oturan babanneye çocukları bırakıp sevgilimle dışarı çıkabiliriz mesela ama burada bunların hiçbiri yok. Tamamen yalnızım. Elbette arkadaşlarımız var ama benim bahsettiğim başka bir şey….

İnci’yi kucağıma alıp da şu yazıda anlattığım ilk gecemizi koyun koyuna geçirirken bana bir güç geldi. Kimseye ihtiyacım yok benim gibi bir kafa geldi bana. Nasıl oldu bilmiyorum. Belki de en çok korktuğum kalemlerden biri olan emzirmek konusu çok hızlı ve basitçe çözüldüğü için kafamdaki bir stres unsuru silindi, bilmiyorum.

Diğer taraftan aşşşırı zor bir doğumu atlattığım için bir şükür duygusu vardı içimde. Dünyanın en zor operasyonlarından bir olan doğum olayında, yaşanabilecek hemen hemen tüm aksilikleri yaşayıp üstesinden geldim ya accaaayip bir “ben güçlüyüm” kafası geldi bana.

Eve çıktığımda ise teyzemin bana sürekli söylediği bir söz kafamda döndüüüü döndü…. en önemli sensin der teyzem. Sen iyi olacaksın ki çocukların kocan evin iyi olsun. Kilit sensin!

Ben bunları düşüne düşüne baya gaza getirdim kendimi. Eve geçtiğimden itibaren ipleri hiç bırakmadım. Annemle İhsan’a işleri paylaştırdım.  Ben de kapadım kapımı uyudum. Vücudumun ihtiyacı olan dinlenmeyi verdim ona. O kadar çok uyudum ki uykumun gelmediği oldu. O zamanlarda da hep güzel şeyler hayal ettim. İnci’nin çok hızlı büyüyeceğini, bu günlerin ennnnn zor günler olduğunu, ağrıların biteceğini, evimin düzenini yine tekelime alacağımı hayatımı fazlasıyla geri alacağımı vücudumun tamamen toparlanacağını söyledim kendime.Çünkü öyle olacağını biliyorum. İlkinde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyordum bu sefer çok iyi biliyorum ki herşey eskisinden de iyi olacak.

Hep kendimi pozitif tuttum. İnci beni gece gece ayağa diktiğinde bile bu günler geçecek, sonra ipek gibi yalvaracaksın gel kucağıma yat diye. Sev kokla öp onu sevgi ver eda stres hissettirme dedim kendime. Sonra ipekte kitaplardan okuduğum mükemmel annelik kurallarına o kadar kaptırmıştım ki kendimi…. işin neşesini tamamen kaçırmıştım. Yemişim kitapları dedim inciyi aldım koynuma koynumda uyuttum. Gaz sancısı tavan yaptığında müzik açtım dans ederek o gaklamayı çıkardım. İpek sabahları evden çıkmadığında koridora çıktım, tren kalkıyor treni kaçıran eğlenceyi kaçırır dedim ipeki de herrrrşeye dahil etmeye çalıştım, evden çıkmıyor bir türlü hazırlanamıyor diye tepesine binmektense oyuna çevirmeye çalıştım.

Şimdiye kadar….. fena değilim, beynimi koşullandırabildim sanırım.

Lohusa depresyonunu gerçekten kovdum mu ben acaba?

Ay hadi inşallah öyle duruyor ama 🙂

Bir de sonradan hörtleme durumu oluyormuş, ay nolur evlerden uzak!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s