Çalışan anne

Freelance çalışmak

Bu freelance çalışmak konusunda neden hiç detaylıca yazmadığımı bilmiyorum.
Belki anne-çocuk konseptine pek uymadığı için uzak durdum – emin değilim.
Ben, artısı eksisiyle yazayım, dursun belki google’layan, bilgi arayan biri olur.
Blog’uma ilk defa gelenler için kısaca yazayım.
2007 yılında Japonca öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Mezuniyetimden 1 yıl önce, yazılı çeviriler yapmaya başlamıştım zaten. Mezun olup da iş aradığım dönemde de yazılı çevirilere devam ettim.
Japon otomotiv firmasında 2007’de çalışmaya başladım ve 2014’te buradan istifa ettim.
Orada çalıştığım 7 yıllık sürede pek çok iş yaptım ama esasında ünvanım “teknik tercüman” idi. Fabrikada, makineler, üretim prosesleri konusunda ne kadar teknik bilgi ve Japonca terim öğrendiysem, muhasebe, hukuk gibi bir şirkette olan her türlü bölümün de konularına ve Japonca terimlerine hakim hale geldim.
E gelmesem ayıp! 7 yıla ayıp!
2014’te istifa ederken kafamda freelance çalışmak konusunda net düşünceler yoktu. O dönemki kararlarım ve düşüncelerim konusunda biraz daha derinden okumak isterseniz, buraya tıklayabilirsiniz.
Hemen 2 gün sonra ayrıldığım iş yerinden kalite şefinin eşi, japonlarla iş yapan bir firmada çalışıyormuş, onların şirketinden bir ekip Japonyaya gidecekmiş ve tercümana ihtiyaçları varmış. Beni aradılar. Çok tedirgin olmakla beraber, firmanın büyük bir firma olduğunu teyit ettikten sonra referansıma da güverek işi kabul ettim.
İşten ayrıldıktan 1 hafta sonra Japonya’ya uçuyordum. Orada büyük bir Japon otomotiv tedarikçisine gitmiştik. Japonya’ya’gitmeden önce hemen kendime kartvizit bastırdım. Tanıştığım herkese ama herkese kartımı dağıttım.
Japonya’dan dönmeden önce havaalındaki bir oyuncakçıda çalışan kızla ayak üstü muhabbet ettim, kendisi İstanbul’u görmeyi çok istediğini söyleyince, bir şey sormak istersen… mail atabilirsin diyerek kıza kartımı vermiştim ve inanmazsınız o kıza verdiğim kart sayesinde de iş budum!
Benim freelance hikayem böyle başladı. O ona tavsiye etti, o ona…
Kartıma ulaştılar aradılar. Ben her yere kartımı bıraktım. Ve devamı geldi.
Şuan, gerçekten tüm kalbimle söyleyebilirim ki plazada düzenli bir iş istiyorum hevesiyle şuanki iş yerime başlayarak kendi esnek ve rahat çalışmamı kendi ellerimle bozduğumun farkındayım.
Neyse,
Eğer freelance tercüman olarak çalışacaksanız birkaç tavsiyem olacak.
• Hangi dilde bu işi yapacaksanız, dili bilin. Bilin dediğim gak guk etmeyin. Gerçekten dili iyi konuşuyor olun. Eğer bu olmazsa bir kere gittiğiniz işe ikinci defa gidemeyebilirsiniz. Bana söylenen bir hikaye var. Başka bir tercümanla çalışan bir firma, benden önce çalıştıkları o tercümanın ağlayarak ve özür dileyerek toplantı odasından çıktığını anlatmışlardı.
• Güzel bir kartvizitiniz olsun. Eğer telefon numarası konusunda hassassanız, kendinize sadece bu iş için bir telefon numarası alabilirsiniz. Siz bilirsiniz. Ben gerek görmedim.
• Sizi bir firma aradığında, firmayı tanıyorsanız, ajandama bakıp sizi geri arayacağım deyin, telefonu kapatın ve firmayı google’layın. Kötü bir tecrübe ile, merdiven altı bir yere gitmişliğim var. Firmanın web sitesi yoksa zaten hiç düşünmeyin. Firmanın referasnlarını kontrol edin. Sizi aradıklarında, size nereden ulaştıklarını sorun. Tüm bunları kibarca yapın. Bunların hepsini kendi güvenliğiniz için yapın.
• Benim özelimde düşünürsek ben çoğunlukla fabrikalara, üretim atölyelerine gittiğim için bir takım başka güvenlik önlemlerim de oldu. Mesela gideceğim firmanın adresini hep eşimle paylaştım ve firmaya ilk girdikten sonra da ona mesaj yazım. Geldim sorun yok gibi mesajlar. Bunlar benim tırsaklığımdan da kaynaklanıyordu tabi. Erkekseniz bunlara hiç gerek yok.
• Biraz dağıttım konuyu ama, sizi aradıklarında, firmanın adını mutlaka bir kenara yazın. Doğru anladığınızdan emin değilseniz kodlatın. Komik gelebilir ama gerçekten değil! Size direk ücret bilgisi soracaklar. Siz daha kibar yaklaşın ve işin detayına odaklanın. Mutlaka başlangıç ve bitiş saati alın. Toplantı odasında mı yoksa atölyede mi çalışılacağını sorun. Kaç Japon olacağını sorun. Eğer şehir/yurt dışında bir iş ise, konaklayacağınız otel için kriter koyun ve bilet/otel için rezervasyon onayı isteyin. Bu onayları bir yakınınızla paylaşın.
• Gelelim para konusuna. Ücret, sizin insiyafitinizde olan bir şey. Kendinize ne kadar güvendiğinizle alakalı. Ben ücretimi hep yüksek tuttum. Çünkü piyasada teknik tercüman olarak geçinip 1 yıllık bile tecrübesi olmayan kişiler olduğunu biliyorum. Ve onlarda büyük bir farkım olduğuna da eminim. Ve de ben simultane tercüme yapıyorum. Yani toplantı süresinin uzamasına sebep olmuyorum. Tüm bunlar büyük fark ve nadir bulunan şeyler. Bu sebeple ücretimi hep yüsek tuttum. Ve düşmedim. Benimle çingene pazarlığına girenlere de prim vermedim. Ve sizi temin ederim, benim istediğim ücreti verip bana döndü firmalar. Siz kendinize gerçekten güveniyorsanız komik ücretlere gitmeyin çünkü çok yorucu bir iş yaptığınız ve kolay bulunan bir şey de değil.
• Başka ne söyleyebilirim? Hep kibar olun. Anlaşamayabilirsiniz, lavuk biriyle karşılaşabilirsiniz. Hep kibar olun. Gittiğiniz iş yerinin yemekleri berabat olabilir yanınızda muz gibi kolay yenen yiyecekler olsun.
• Ben genelde olumsuz şeyler yazdım sanırım ama yapı olarak öyle biriyim. Olumsuza odaklanıp olumlu kısmıyla mutlu olmak gibi… neyse
• Para konusunda bir uyarım daha var. Buna güvenerek bir borç altına girmeyin. Düzenli bir gelir değil. Bazen eşimin aylık ücretini geçtiğim oldu bazen hiç para kazanmadığım.. Bir de işi bitirip parayı alana kadar ona güvenerek bir harcama da yapmayın çünkü son dakika iptal olabiliyor. Benim bursada anlaştığım bir iş vardı. Ve sağlam da para kazanacaktım aslında. Bursa’da bomba patlattılar, hatırlarsınız zafer plazanın oralarda… neyse, japonlar firmayı ziyaret etmekten vaz geçti e tabii benim işim de iptal oldu.
• Güzel yanı? Takviminiz sizin elinizde. Bu o kadar büyük rahatlık ki! Her sabah aynı saatte çıkmak zorunda değilsiniz. Ofis entrikalarıyla uğraşmak zorunda değilsiniz. Yöneticiniz yok. Siz düzgünce işinizi yaptıktan sonra gerçekten ötesini düşünmenize gerek yok. Ben bu esnekliği çok ama çok özlüyorum. Üst üste şehir dışı işler alıp da sonra özellikle komple bir haftayı kendime boş bırakmışlığım var. Ne için? İpek’le piknik yapmak havuza gitmek için. Şimdi bunu istesem, ya izin alacağım ağız büke büke ya da hafta sonunu bekleyeceğim. 
• Bir konu daha çok önemli! Nasıl unutuyordum! Maalesef çok büyük ve tanınmış firmalar olsa dahi, paranızı ödemekte sorun çıkaranlar oluyor. Ödeme şeklinizi çok net anlaşın ama yine de buna uymayanlar çıkıyor. Bir muhasebeci tutup fatura kesebilirsiniz. Veya fabrikalar genelde kendileri ssk giriş – çıkışı yaptırıyorlar. Ama koşulları muhakkak konuşun. Bu konuda net olun. En iyisi günün sonunda faturayı verip ücreti almanız.
Aklıma gelenler bunlar

Sorunuz olursa lütfen yazın, özelden mail de atabilirsiniz. Buraya da yazabiliriniz.
Bu yönde kariyer planı yapan herkese bol şans!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s